Analiz Niçin Bu Kadar Önemli! - 5M Yönetim Danışmanlığı & Bilgi Teknolojileri

İş dünyasında şirketlerin hedeflerine ulaşabilmeleri ve üstün bir performans sağlayabilmeleri hem akademik dünyada hem de uygulamada sürekli olarak önemli bir gündem maddesi olmuştur.

Peki gerçekten ne olduğumuzu ve neye sahip olduğumuzu, kısacası bir bütün olarak kendimizi bilmiyorsak koyduğumuz hedefler ne derece anlamlıdır? Ya da tam tersini düşündüğümüzde kendimizi bilmenin daha vizyoner bir bakış açısını engelleyebileceği husus doğru mudur? Konuya bu açıdan bakıldığında karşımıza kaynak temelli bakış açısıyla çevre temelli bakış açısı karşımıza çıkmaktadır. Temelini Jay B. Barney’in attığı kaynak temelli görüşe göre örgütlerin değerli, nadir, taklit edilemez ve yerine ikame edilemez kaynakları onların en önemli rekabet araçlarıdır. Ve bu araçlar diğer rakiplerde yoktur. Örgüt, sahip olduğu bu araçlarla rekabet üstünlüğü sağlayacak ve böylece içinde bulunduğu piyasada da avantajlı hale gelecektir. Diğer taraftan Michael Porter ise firmanın kendisine üstünlük sağlayacağı bir strateji belirlemesini ve kurumsal işleyişin de bunlara göre şekillenmesi gerektiğini belirtmiştir. Biz burada bu 2 temelli bakış açısının birbiriyle olan kıyaslamasına değinmeyeceğiz. Değinmek istediğimiz asıl konu hangi bakış açısı olursa olsun hem kendimizin hem de dış çevrenin detaylı biçimde analiz edilmesi hususudur. Söze ortasından başlayacak olursak; Az çok hepimizin duyduğu, bildiği ve/veya yapmaya çalıştığı SWOT analizi olarak adlandırılan ve bir kurumun güçlü ve zayıf yönleri ile karşılaşabileceği fırsat ve tehditleri ortaya konulan bu analiz çalışmasını ele alalım. Çoğu kez karşımıza çıkan tablo, bu analizin (diğer birçok analiz de olduğu gibi) birkaç kişinin yuvarlak bir masa etrafında oturup kısa denilebilecek süre zarfında yapılabileceği ve/veya internet üzerinden yapılan yüzeysel bir arama ile elde edilen bilgiler çerçevesinde oluşturulabileceği yönündedir. Peki, gerçekte durum böyle midir? Ya da böyle mi olmalıdır?  Kurumuza yön vermesini istediğimiz amaç ve stratejilerimizi belirleyebilmek için ne durumda olduğumuzu ve ortalıkta ne olup bittiğini böyle yüzeysel, kısa süreli ve oldukça genel bir analiz sonuçlarını kullanmak ne derece doğrudur? Elbette ki bunun doğru olduğunu söylemek pek mümkün gözükmemektedir.

İyi bir analiz çalışması, gerekli kaynakları ayırmayı, farklı ilgi alanlarındaki kişileri bir araya getirmeyi, zaman ayırmayı ve en önemlisi ise sahada çalışmayı gerektirir.

İşin saha boyutunu içeren iyi bir analiz çalışması;

  • Mevcut durumu tüm ayrıntılarıyla ortaya koyar,
  • Kurumun diğer kurumlara kıyasla farklılıklarını ortaya çıkarır,
  • Kurumsal ihtiyaçların görülebilmesini sağlar, farkındalığı artırır,
  • Rakiplerin daha iyi tanınmasına olanak sağlar,
  • Sektör hakkında derinlemesine bilgi sahibi olunmasına imkân verir,
  • Müşterilerin (Kamu kurumları için vatandaşların) beklentilerini ortaya çıkarır,
  • Teknolojik gelişmeler ve yasal düzenlemelerin görülebilmesini sağlar,
  • Kurumun önündeki fırsatları görmesine yardımcı olur,
  • Kurumsal eksiklikleri açığa çıkarır,

Kısacası sahada yapılan detaylı bir analiz, kendimizi, yakın ve uzak çevremizi daha iyi görmemize ve anlamamızı sağlar. Analiz, alacağımız kararların, nasıl bir amaç ve strateji belirlememiz gerektiğinin temel dayanağını oluşturur. Yol haritasının belirlenmesinde önemli ve kritik girdiler sağlar.

Kurumlar basit, çalakalem yapılmış, kulaktan dolma bilgilerle hazırlanmış bir analiz çalışması ile hareket etmemelidir. Analizin gücüne inanmalı ve bu işi ciddiye alarak gerekli kaynakları ve zamanı ayırmalıdırlar. Bu işi gereksiz, vakit kaybettiren ve maliyet unsudur bir olarak görmemelidirler. Zira iyi bir analizin getirisi çok daha iyi olacaktır.